15 Mayıs 2013 Çarşamba

mahallemizden. 19 yaşında daha. tazecik. körpe. ömründe bir erkeğin elini dahi tutmamış. nerde kaldı dudaktan öpüşmek. namuslu da bi şey. mahallede hanım hanımcıklığı ile nam yapmış. herkes ne kadar efendi, ne kadar düzgün bir kız olduğundan bahsediyor. bakkala ekmek almaya gitse, başını öne eğip ayak uçlarını takip ede ede yürür. öyle uslu bi kız çocuğu. çok da güzel bi şey. yüzüne bakmaya doyulmaz. ama gel gör ki benim canım o kızı fena halde çekiyor. ve işin kötüsü benden kaçamayacak galiba. öyle de oluyor. üniversiteye hazırlanıyordu bu sene. geçen ay sınava girdi. galiba iyi bir üniversiteyi kazanacak. her neyse. sınava 2-3 hafta kala bizim mahallenin muhtarı sadık abinin oğlu evleniyordu. pazar akşamı. düğüne gidilecek. bizimkileri önden yolladım düğüne. "siz gidin ben arkadaşlarla geleceğim." dedim. pencereye çıktım peşinden. beklediğim oldu. 19'luk körpe aşkım ece'nin ailesi de düğüne gidiyor. ama ece evde. ee 2 hafta sonra sınavı var kızcağızın. düğüne müğüne gidecek vakit mi var? hemen giyinip çıkıyorum evden. mahalle de boşalmış. herkes düğünde. 19'luk körpemin ziline basıyorum. pencereden beni görüyor, "benim çözülmemiş eski deneme sınavlarım var onları getirdim ece açar mısın? sınava az kaldı çözersin bunları." diyorum ve hemen açıyor kapıyı. dünyadaki herkesin kalbi kendisininki kadar pür'i pak sanıyor. zavallım. bilmiyor ki abi diye seslendiği bu adam kafasında neler kuruyor. çıkıyorum merdivenlerden. kapının önüne geliyorum. ece karşımda. daracık gri bir eşofman var altında. üstünde de beyaz bir atlet ve atletin üstünde gri bol kesim uzun trend bir hırka. omuzları gözüküyor hafiften. toparlanmaya fırsatı olmamış bebeğimin. deneme kitapçıklarını veriyorum eceye. teşekkür ediyor. ama kendini borçlu hissediyor. yarım ağızla içeri davet etmeye kalkıyor. "ehmm gelsene abi annem ıslak kek yapmıştı" falan diyor. bu teklifi kabul etmeyeceğimi sandı galiba. "peki" diyorum. o sırada odasına gidip hırkasını çıkarıyor ve bir sweat giyiyor. biz bu kızla aynı mahallede abi kardeş gibi büyümüşüz. zaten anne tarafından da akrabalık var. aklında en ufak bir art niyet yok ki garibimin. ama allah için ben de bugüne dek onun hakkında kötü birşey düşünmemiştim. ama gelin görün ki son dönemlerde iyiden iyiye gelişti ve tam bir lolita, tam bir çıtır oldu çıktı. her neyse. mutfağa geçtik. oturdum hemen masanın başına. kekimi getirdi minik ece. tabağımı önüme koydu. peşinden buzdolabına yöneldi. meyve suyu çıkaracak bana galiba. raftaki bardağa uzanmaya çalışırken açılan beli ve külodunun dantelli kısmı beni iyiden iyiye çıldırtmıştı. ayaklandım. beline doladım ellerimi. "napıyorsun abi?" dedi. kulağına yaklaşıp "şşş" dedim. kıvranmaya başladı. "allah belanı versin" diyordu sürekli. defalarca söyledi bunu. kendime çevirdim peşinden. yaşlı gözlerle gözlerimin içine bakıyordu. "noour yapma" dedi. bir yandan da benden kurtulmaya çalışıyor. "beni mahvediyorsun, seninle sevişeceğiz." dedim. gözlerinde çaresizliği gördüm. inatla kıvranıyordu. ve bu benim sinirlerimi bozmaya başladı. hiç düşünmeden patlattım tokadı pembe yanağına. yere kapaklandı. üstüne serildim peşinden. eşofmanının lastiklerinden elimi içeri sokup yavaşça aşağı diz kapaklarına indirdim. beyaz külodu ile kalakalmıştı. ağlıyor ama utancıdan bağıramıyuordu. "korkma" dedim. "noolur yapma" diyordu sadece "noolur yapma". ben oralı olmadıkça mahvoluyor bela okumaya başlıyordu. külodunu da indirdim. incecik beline sarıldım iki elimle. nemlenmiş amcığına doğru eğdim kafamı. ellerimle am dudaklarını kavrayıp ağzıma doğru çektim. iki dudağımla ezmeye, eze eze emmeye başladım sert amdudaklarını. ayaklarını parkeye sürte sürte direniyordu körpe sevgilim. amının bezelyesini aramaya koyuldum dilimle. biliyordum ki ona dokunduğum an daha fazla dayanamayacak teslim olacaktı minik sevgilim. ve beklediğim gibi oldu. oval hareketlerle am nohutunu dilledikçe yumruğunu sıkıyor, sırtımı tırmalamaya başlıyor küçük sevgilim. sırılsıklam oldu minicik amcığı. daha fazla dayanamıyorum. yerde rahat edemeyip yatağına götürüyorum minik eceyi. arş'ı alaya selam çakan görkemli yarrağımın ucunu hafiften değdiriyorum kızarık amcığına. "ahh" diye bir ses. belli ki doymamış. biraz daha iteliyorum. o da ne? beni kendine doğru çekiyor minik kahpem. gövdesine kadar sokuyorum dirayetli yarrağımı. inatla beni kendine çekiyor. yelkenleri suya indirmiş körpe sevgilim. köküne kadar yaslıyorum devasa yarrağımı. ve o daracık, minicik pembe amcıkta seri git gellerle seyr'ü sefere başlıyorum. o da ne sikimin ucunda bir kırmızılık belirdi : ) bozuntuya vermiyorum. ağlamaya başlıyor küçük sevgilim yine. ama vücudumdan da ayrılamıyor. ne serden geçiyor, ne yardan : ) uzun bacaklarını belime dolamış, ayak tırnakları ile belimi, el tırnakları ile ise sırtımı tırmalıyor. mükemmel bir amcığı var. minicik. kutu gibi. kıpkırmızı. çok sert sikmeye başlıyorum. yarrağımın kökü amcığıyla birleştiği an toplu saçları dağılıyor basınçtan. ve o sırada bozuluyor minik orospum. artık bir kadın. damla damla kasıklarına akıyor kadınlık suyu. hiç oralı olmadan ucu kanlı yarrağımı ağzına dayıyor ve kırmızı dudaklarına boşalıyorum. çok mutluyum. üzerinden kalkıp kendine gelmesini bekliyor ve bir sigara yakıyorum. hüngür hüngür ağlıyor minik ece. bense hınzır ve mütebessim bir ifadeyle onu seyrediyorum. o artık benim. ona sahip oldum. 19'luk minik eceyi zorla kadın yapmanın gururunu taşıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar